KonyaSpor'un Hedefi


"Konyaspor 5 yıl içinde Avrupa Kupalarında çeyrek final oynama hedefini koymalı, bunu yaparken de 

geliri giderinden, varlığı yükümlülüğünden fazla bir kulüp haline gelmeli."

Konyaspor'a gönül veren kardeşlerimizden yazı yazma daveti aldığımda, ilk aklıma gelen soru, ilk 

yazının ilk cümlesinin ne olacağı idi.  Sanırım hayalleri paylaşarak başlamak en güzeli. Öyle ya, bu 

sezon zaman zaman endişelere kapılsak da, korkulu günleri geride bıraktık. Futbolda dün olmadığına 

göre önümüze bakmanın zamanıdır.

Peki yukarıda söylediğimiz söz, hoş bir rüya mı, yoksa bir şekilde somut bir hedefe dönüşüp  peşinde 

koşmaya değer bir vizyon mu? Bence ikincisi. İster bir spor kulübü olsun, ister küçücük bir işletme, illa 

ki kendisine, o an için afâki gelecek bazı vizyoner hedefler koymalı, o hedeflerin peşinde koşmalı.

Konya son yıllarda her bakımdan büyük bir hızla gelişiyor, değişiyor. Bu şehrin takımı, bu gelişimin 

arkasında kalmamalı, hatta lokomotifi olmalı. Öncelikle bu tür uzun vadeli bir vizyon, sonra o vizyon 

doğrultusunda bir planlama ve organizasyonla neden 5 yıl içinde Torku Arena'da bir çeyrek finalde 

Konyaspor-Liverpool maçını seyretmeyelim, Trabzon maçındaki muhteşem koreografiyi bütün 

Avrupa'ya seyrettirmeyelim?

Bu söylediklerimizden de lütfen, Konyaspor'u zora sokacak saçma sapan yüksek bütçeli transferler 

vesair akla gelmesin. Futbolda parayla yıldız futbolcu alabilirsiniz, çok güzel stadyumlar yapabilirsiniz, 

ünlü teknik direktörler getirebilirsiniz. Futbolda para ile alamayacağınız, transfer edemeyeceğiniz tek 

şey ise "Başarı"dır. Tarih bunun örnekleri ile doludur, hatta Konyasporumuzun tarihi de...

Bugün modern kurumsal ilkelerle yönetilen ticari işletmeler, şirketler, ne sadece pazar payındaki 

büyümeye bakıyor, ne sadece karlılığa. Dikkat ettikleri ve yakalamaya çalıştıkları nokta "Sürdürülebilir 

Kârlı Büyüme". Burada anahtar kelime "Sürdürülebilirlik." Bunu futbola uyarlarsak "Sürdürülebilir 

Başarı Gelişimi". Düne göre bugün daha iyi noktada olmak, yarın da bugünden daha iyi olmak. Daha 

somut örneklersek bir zamanlar fırtına gibi esen Kocaeli, Sakarya, Altay, Sarıyer, Malatya değil, Porto 

olmak, PSV Eindhoven olmak, Ajax olmak, özetle ekol olmak. Sadece sportif başarı ile değil, mali ve 

idari gücüyle, itibarıyla, saha içinde ve dışındaki kudretiyle...

Tebessümünüzü görür gibiyim, ama yine de bir sorun kendinize "Neden olmasın?". Bir de düşünün; 

1996'da Türkiye'de 65 milyon insana "2000 yılında Galatasaray UEFA Kupasını alır mı?" diye sorsak, 

65 kişi alır der miydi acaba? Laf aramızda, böyle yazınca, hedefi de küçük koymuşuz gibi gelmedi 

değil...İlk yazımız olmasına verin diyelim...

Sevgiyle, saygıyla...

Çağatay ÇINAR
https://twitter.com/cagataycinar73


Tarih: 29.04.2015

KonyaSpor
http://www.konyaspor.com/